Geçici Maslahatgüzar Ahmet Faik Davaz'ın Cumhuriyetimizin 100. yılı vesilesiyle düzenlenen resepsiyonda yaptığı konuşma

Ahmet Faik Davaz 30.10.2023

Ekselansları Sayın Bakanlar,

Ekselansları Sayın Genel Sekreter,

Ekselansları Sayın Büyükelçiler ve Uluslararası Kuruluşların Temsilcileri,

Değerli vatandaşlarımız,

Hanımefendiler ve Beyefendiler,

Sevgili dostlar,

Bu güzel akşamda, 1923 yılında Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin ilanının 100. yıldönümü vesilesiyle verdiğimiz resepsiyonda sizleri ağırlamaktan büyük bir onur ve memnuniyet duyuyoruz.

Sözlerime, varlıklarıyla bizleri onurlandıran Sayın Bakanlara içtenlikle teşekkür ederek ve bugün burada bulunan tüm konuklara sıcak bir hoş geldiniz diyerek başlamak istiyorum.


Konuşmama başlamadan önce bu vesileyle hazırlanan kısa bir videoyu ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın mesajını izleyemeye davet ediyorum. (MESAJ)

Değerli misafirlerimiz,

Bugün, Türk halkının çok zor şartlar altında verdiği bağımsızlık savaşının ardından yeniden kurulan ve ülkenin ulusal egemenliğini yansıtan Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun yüzüncü yıldönümünü büyük bir gurur ve mutlulukla kutluyoruz.

O dönemde Türkiye 13 milyon nüfuslu, okuryazarlık düzeyi çok düşük, ekonomisi ve mali yapısı yok denecek kadar az, nüfusu salgın hastalıklar ve ardı arkası kesilmeyen savaşlarla (1911 Trablusgarp Savaşı, 1912-1914 Balkan Savaşı, 1914-1918 Birinci Dünya Savaşı ve 1919-1922 Kurtuluş Savaşı'nın ardından) harap olmuş bir ülkeyken, bugün genç ve vasıflı nüfusu, dinamik ekonomisi, rekabetçi sanayisi ve modern altyapısıyla 85 milyon nüfuslu müreffeh bir ülke haline gelmiş ve özellikle son yirmi yılda Ekselansları Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde önemli atılımlar gerçekleştirmiştir.

Elbette, Mustafa Kemal Atatürk'e ve Türk Kurtuluş Savaşı sırasında savaşan ve hayatlarını kaybeden tüm silah arkadaşlarına, fedakârlıklarını asla unutmayacağımız yiğit Moritanyalı askerler dâhil olmak üzere, sonsuz minnet ve saygımızı ifade ediyoruz. Aynı askerler 1911 yılında Trablusgarp Savaşı'na da katılmışlardı.

Bayanlar ve baylar,

Atatürk'ün "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesinden ilham alan Türkiye, bölgesel ve uluslararası sorunların çözümünde her zaman diyalog ve diplomasiye öncelik vermiştir.

Türk diplomasisinin bu temel ilkesi ve "yenilikçi ve insani" dış politika anlayışıyla, ülkemizde, bölgemizde ve dünyada barış ve refahın tesisine katkıda bulunmaya çalışıyoruz.

Türkiye, Birleşmiş Milletler ile başlattığı Karadeniz Girişimi sayesinde, Afrika dahil dünya piyasalarına 33 milyon ton tahıl ürününün sevk edilmesini sağlamıştır.

Birleşmiş Milletler ilkeleri doğrultusunda, Orta Doğu, Suriye, Irak, Libya, Filistin, Sudan, Balkanlar, Kafkaslar ve Ukrayna gibi Türkiye'ye sınır veya yakın bölgelerde devam eden çatışmaların çözümüne yönelik uluslararası girişimlere öncülük ediyor veya destek veriyoruz. Ayrıca, dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülke olarak- 5 milyondan fazla- bu çatışma bölgelerinden kaçan insanlara yardım sağlıyoruz.

Türkiye, 7 Ekim’den bu yana İsrail ve Filistin’de yaşanan şiddeti derin bir endişeyle karşılamış ve can kayıplarını güçlü şekilde kınamıştır. Öte yandan, 2,5 milyonluk Gazze halkının bombalanması, topluca elektrik, su ve gıdadan mahrum bırakılması ve sınırlı bir alanda göçe zorlanması uluslararası hukukun açık bir ihlalidir.

Bu üzücü gelişmeler, iki devletli çözüm vizyonunun önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Türkiye, tüm devletleri ve uluslararası kuruluşları Gazze’d insani ateşkesin tesisi ve bu vizyon çerçevesinde adil ve kalıcı bir çözümün bulunması için çalışmaya davet etmektedir.

Öte yandan, güçlü ordusu ve gelişen savunma sanayisiyle Türkiye -tıpkı Moritanya gibi- bölgesinde bir istikrar unsuru olmaya devam etmektedir. Türkiye meşru çıkarlarını savunurken, sadece kendi güvenliğini değil uluslararası güvenliği de tehdit eden DEAŞ, PKK/PYD/YPG ve FETÖ gibi terör örgütlerine karşı mücadelesini sürdürmektedir.

Türkiye, 100 yılı aşkın süre önce başlattığı modernleşme sürecini en üst düzeye taşımaya kararlıdır.

Bayanlar ve baylar,

Bildiğiniz üzere Afrika, uluslararası sahnede önemli bir oyuncu haline gelmiştir. Afrika kıtasıyla ilişkilerimizin geliştirilmesi çok boyutlu dış politikamızın temel hedeflerinden biridir.

Türkiye'nin tarihi temellere dayanan Afrika politikasının ekonomik, sosyal, kültürel, eğitim, kalkınma yardımı, sağlık ve güvenlik alanlarındaki işbirliği projeleri de dahil olmak üzere çeşitli boyutları bulunmaktadır.

"Afrika'nın sorunlarına Afrika'nın çözüm bulması" ilkesi çerçevesinde, Türkiye bir yandan kıtada barış ve istikrarı desteklerken ekonomik ve sosyal kalkınmaya katkıda bulunmayı, diğer yandan da Afrika ülkeleriyle ikili ilişkilerini eşit ve karşılıklı yarar sağlayan bir ortaklık temelinde geliştirmeyi amaçlamaktadır.

Bu bağlamda, karşılıklı üst düzey ziyaretler Afrika ile ortaklığımızda önemli bir rol oynamaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, 2018 yılında Moritanya'ya gerçekleştirdiği ilk resmi ziyaret de dâhil olmak üzere, bugüne kadar 31 Afrika ülkesini ziyaret etmiştir.

Yeni büyükelçiliklerin açılması Afrika politikamızın bir diğer önemli boyutudur. 2002 yılına kadar Türkiye'nin Afrika'da sadece 12 büyükelçiliği vardı. Bugün ise 44 büyükelçiliği bulunuyor. Böylece Türkiye, Çin (52), ABD (50) ve Fransa'dan (47) sonra dünyada Afrika'da en fazla büyükelçiliği bulunan dördüncü ülke haline gelmiştir. Afrika ülkeleri Türkiye'nin ilgisine kayıtsız kalmadı ve Ankara'daki Afrika büyükelçiliklerinin sayısı 2008'de 10 iken 2022'de 38'e yükseldi.

Büyükelçiliklerimizin yanı sıra, kalkınma yardımları için TİKA, insani yardımlar için AFAD, kültür için Yunus Emre Enstitüsü, eğitim için Maarif Vakfı, din için Diyanet Vakfı, iletişim için Anadolu Ajansı ve elbette, başkent Nuakşot dahil 41 Afrika ülkesinde 62 şehre uçan milli havayolumuz Türk Hava Yolları gibi kurumlarımız sayesinde kıtadaki faaliyetlerimiz genişledi.

Afrika politikasının bir parçası olarak Türkiye, kardeş ve dost bir ülke olarak gördüğü ve Osmanlı İmparatorluğu dönemine kadar uzanan tarihi bağlara sahip olduğu Moritanya'ya büyük önem atfetmektedir.

Yirminci yüzyılın başında Libya'da ve kurtuluş savaşında Türk askeriyle omuz omuza savaşan yiğit Moritanyalı askerlerin torunları bugün Türkiye'de yaşamaktadır. O zamandan beri Türk vatandaşı olan ve yaklaşık 30.000’i bulan Moritanya toplumu, iki ülke arasında dostluk ve kardeşlik köprüsü oluşturmaya devam etmektedir.

Türkiye, Moritanya ile mükemmel ilişkilere sahiptir. İki ülke arasındaki siyasi ve ekonomik ilişkiler, 2010 yılında Ankara'da ve 2011 yılında Nuakşot'ta Büyükelçiliklerimizin açılmasının ardından yoğunlaşmıştır.

İki ülke arasındaki ticaret hacmi son on yılda on kat artmıştır (2010'da yaklaşık 39 milyon Dolar iken, 2020'de 147 milyon Dolara ve 2022'de 476,5 milyon Dolara yükselmiştir). Türkiye, deneyimini ve bilgi birikimini Moritanya Hükümeti ve halkıyla her alanda paylaşmaya devam etmektedir.

Uluslararası işbirliği ajansımız TİKA aracılığıyla, Moritanyalıları sağlık, eğitim, tarım, gıda güvenliği, su ve sanitasyon gibi temel hizmetlere erişim ve Moritanya'daki medya sektörü dahil olmak üzere, birçok alanda destekliyoruz.

Özellikle, şu anda anaokulundan bakaloryaya kadar 1.300 öğrenciye eğitim veren Maarif Uluslararası Türk Okulu'nun Moritanya halkının takdirini kazanmış olmasından memnuniyet duyuyoruz.

Türk hükümeti ayrıca her yıl, bugün temsilcileri aramızda bulunan Moritanyalı öğrencilere "Türkiye bursları" vermektedir. Bugüne kadar yaklaşık 300 burs verilmiştir.

Nuakşot Üniversitesi'nde Türkçe öğretiminin bu ay başladığını duyurmaktan da memnuniyet duyuyorum. Bu hususta, Rektörlüğe ile Edebiyat ve Beşeri Bilimler Fakültesine işbirlikleri için teşekkür ederim.

Nuakşot ile İstanbul arasında günlük uçuşlar gerçekleştiren ve Moritanyalıları dünya ile buluşturan ulusal havayolumuz Türk Hava Yolları'nı da zikretmemiz gerekir. Bu vesileyle, Şubat ayında Türkiye'de meydana gelen ve binlerce kişinin hayatını kaybetmesine neden olan korkunç depremlerin ardından Moritanya halkına ve yetkililerine verdikleri destek için bir kez daha teşekkür etmek isterim. Aynı zamanda, yakın zamanda Fas ve Tunus'ta meydana gelen doğal felaketlerin ardından bu ülkelerin halklarına taziyelerimizi yinelemek isterim.

Türkiye'de yaşanan depremlere rağmen bu yıl karşılıklı resmi ziyaretler gerçekleşti: Savunma Bakanı Sayın Hanana Ould Sidi, geçtiğimiz Temmuz ayında İstanbul'da düzenlenen 16. Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı'nı (IDEF 2023) ziyaret etti, Ticaret, Sanayi ve Turizm Bakanı Sayın Lemrabott Ould Bennahi de Dördüncü Türkiye-Afrika Ekonomi ve İş Forumu'na katıldı. Ayrıca, bir grup Türk işadamını (TİM) Aralık ayında Moritanya'yı ziyaret etmesi öngörülüyor.

Eminim ki bu karşılıklı ziyaretler yeni Büyükelçimiz Sayın Prof. Dr. Burhan Köroğlu'nun gelişiyle daha da yoğunlaşacaktır.

Konuşmama son vermeden önce, bu akşam İstanbul'a iki uçak bileti sağlama nezaketini gösteren Türk Hava Yolları'na (yemekten sonra şanslı kişileri belirlemek için çekilişi gerçekleştireceğiz) ve etkinliğimize katkı sunan THY Kargo ve Maarif Vakfı’na, iş insanları Zeynel Abidin Kaymak, Emin Kaymak, El Hady Bedi ve Ubeyd Koç’a teşekkür etmek istiyorum.Ayrıca meslektaşlarıma, Büyükelçilik personeline ve Azalai otelinin çalışanlarına da teşekkür etmek isterim; onların özverileri olmasaydı bunların hiçbiri mümkün olmazdı.

Türkiye ve Moritanya halklarına refah ve mutluluk diliyorum.

Yaşasın Türkiye, Yaşasın Moritanya.

Atatürk

Pazartesi - Cuma

09:00 - 12:00 / 13:00 - 16:00

Arapça